28 Eylül 2008

Bob Dylan - Steve Allen Show (1964)

Murathan Mungan - Ayaküstü Yaşanmış Aşk Hikayeleri




ayaküstü yaşanmış aşk hikayeleri


1.
bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
demiş La Rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

2.
her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
bir bakıştan, bir duruştan,
çağrışımın sonsuz hızından
unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
terk edeceğim
daha otobüsün ilk basamağında.
kim bilebilir ki?
sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
otobüs camına bağrında bir ok ile
bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
bu da ötekiler gibi,
kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
yaşayıp gidecek..

3.
şimdi hemen kalksam buradan
hemen çıksam uzun sokaklardan birine
kiminle karşılaşabilirim
kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
bir ölümcül sevda hangi köşe başında
keser yolumu
bir tenhaya ulak olan
o suret avı
bırakır mı yakamı
haracı ödenmeden
bırakır mı yakamı
bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
ak kağıda düşürülmüş
imzasını görmeden

bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden

4.
hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
her aşk, her şiir
ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
perspektifinde hep bir sokak taşıyan
o sessiz
o faili meçhul cinayetlerden
resim altı sözcüklerden
aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden

bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
elle bilenmiş sözcükler,
yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
gece adımları şiirlerimin
bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
dökmeden imgelerin giysilerine
hayatın maskelenmiş gerçekliğine
upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
yeniden ve yeniden.

Murathan Mungan.

27 Eylül 2008




hergün yazmak istiyorum aslında,
yazacak birşeylerim olmadığından değil,
sadece bir türlü alıştıramadım kendimi...

insanlar arasındaki ilişkilerin bir süre sonra bozulduğunu düşünürüm,
bu yüzden de biraz korkarım birine-birilerine fazlaca yanaşmaktan,
tüketmekten korkarım bazı şeyleri
ve
tanıdıkça uzaklaşmaktan, uzaklaşılmasından...
burda ise biraz farklı;
tek taraflı bir iletişim var burda,
boşluğa yazmak gibi birşey benim için,
kimse için değil bu yazılanlar...
bir beklentim yok,
yazıyorum ve belki biraz rahatlıyorum...
rahatsız mıyım ki?
değilim ama karşılıklı olmasa da paylaşmak güzel şey...

dinlemeyi çok severim,
anlatmayı da belki,
ama dinlemek kadar değil,
biriktiririm genelde içimde,
hem dinlediklerimi hem de anlatacaklarımı...
dinlerim insanları ama akıl vermeyi pek sevmem,
verecek aklım yok en başta,
belki de bir cevap beklemiyor benden diye düşünürüm,
sadece anlatmak istemiştir belki de benim gibi...

korkarım göz önünde olmaktan,
fazlaca beğenilmekten,
karşılayamamaktan beklentileri,
hep bir adım geride dururum bu yüzden...

hayat paradokslarla dolu galiba,
şu an ! olduğu gibi...

21 Eylül 2008

Çekirdek Sanatevi



"
Çekirdek Sanatevi" hakkında:

"Çekirdek Sanatevi’nde icra edilen müzikler o zamanın müzik ortamında “para etmeyen müzikler”dir. Hiçbir yerde çalınamayan ve dinlenemeyen müziklerdir. Fikret Kızılok’ta zaten bu fikirden yola çıkarak böyle bir proje geliştirmiştir. Çekirdek’te hiçbir zaman bir araya gelemeyecek Türk müziği kökenli müzisyenlerle batı müziği kökenli müzisyenler bir araya gelirler, deneysel bir sürü çalışmalar yapılır.

Çekirdek’te çok sıcak bir atmosfer vardır.Parayla hiç işi yoktur Çekirdek’in; konserlere giriş ücretsizdir ve orada çalan müzisyenler de hiç para almazlar. Açık kafalı bir yerdir.

Çekirdek’te az bir kitleye yapılan dinletiler kaydedililir ve ardından da sınırlı sayıda basılıp dağıtılır. Yapılan canlı kayıtların hepsi Fikret Kızılok’un iki kanallı basit teybinden çıkmıştır. Kayıtlarda reverb dışında bir efekt yoktur. Hatta bazı kayıtlarda etrafta koşuşturan çocukların bağırış çağırış sesleri de duyulur. Kayıtların kapakları pek sevimlidir.Hatta bir kısmı Fikret Kızılok' un o vakitler pek küçük olan oğlu Yağmur tarafından hazırlanmıştır.


Çekirdek’te dinletilerini gerçekleştiren müzisyenlerden bazıları ; Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Erkan Oğur, Jak Esim - Cem İkiz, Ezginin Günlüğü, Yeni Türkü, Robert ‘One Man’ Johnson, Mozaik, Neşet ve Nükhet Ruacan."



İşte burada kayıtları yapılan leziz bir albüm size...
Ezginin Günlüğü - Çekirdek Dinletisi.



Parçalar öyle içten ve samimi ki insan bazen teknolojinin gelişmesini istemiyor...

01. Ekmek Parası
02. Yalnızlığım
03. Gelmiyorsun
04. Enstrumental
05. Yalgızam
06. Odam Kireç Tutmuyor
07. Yalnız Kuşun Şarkısı
08. Ağıt
09. Çamdan Sakız Akıyor
10. Gemiye Taktım Yelken
11. Drama Mapusu
12. Sabah Türküsü


18 Eylül 2008

hastayım


havalar bi anda soğudu yine
ve ben yine hasta oldum
salgın mıymış her ne ise işte
sen o kadar gez dolaş hasta olma, gel ankara da oturduğun yerde hasta ol
olacak iş mi bu şimdi
neden bu kadar çabuk hasta oluyorum bir türlü çözemedim
tamam çok fazla yemek yemiyorum ama yine de yediğim her şeye dikkat ederim
virüs ve bakterilere karşı çok dayanıksızım anlaşılan
bu hoşuma gitmiyor
çoğu zaman hasta olmak hoşuma gider halbuki, nazlanırım
çevremdekiler bana daha çok ilgi gösterir, falan filan
bi süre sonra da sıkılırım, bunalırım
yatmaktan gına gelir artık, kıçım başım daha çok ağrır
bi an önce iyi olmak isterim
hatta bazen ilaç bile kullandığım olur, çabuk iyileşmek için
ama ben neden çabucak hasta oluyorum, asıl sorun bu
bünyemin dayanıksız olması iyi bişey değil





bazen hasta yatağımda ölmek isterim ben
beni sevenler başucumda
ağlamalarını istemem ama ağlasalar daha iyi olur kanımca
değerimi bilsinler ve geç kaldıklarını farketsinler isterim
sanki değerim bilinmiyormuş gibi
yada her ne için istiyorsam artık
ölmemem için dualar falan etsinler
sevdiğimin yanımda olmasını isterim bir de
beni sevip sevmemesi önemli değil
yanımda olsun ve baksın bana öylece
söyleyecek çok fazla birşeyim olduğundan değil
neden olduğu da belli değil aslında


boş şeyler...



hediye almak güzel bişey - ama hediye almadım ben...
fotoğrak çekmeyi çok seviyorum ben - ama bi makinam olmadı hiç...
keman çalmak da çok güzel - ama bi kemanım da yok benim...
doğu-batı dergisini çok severim ayrıca - ama hiç okumadım...
boş şeylerle uğraşmak güzel - hiç boş şeylerle uğraşmam (!) ben...

2 Eylül 2008

... başlıksız ...


  • zeki demirkubuz yazmak istedim sadece boşluğa... "yazgı"yı izledim dün gece... tuhaf oldum; kızdım ama neden kızdığımı hatırlamıyorum, sonra hak verdim ama neden hak verdiğimi de hatırlamıyorum...
  • bazen insanın canı hiçbir şey istemez ya öyle bir hale büründüm yine...
  • anlaşılmayı istemek yoruyor beni... sürekli beni yanlış anlamasınlar çabası, gayreti, kaygısı... yanlış anlasalar ne olur ki ?!
  • bu yazı neden madde madde ilerliyor, hiç bir fikrim yok...
  • sebebi her ne olursa olsun, uzun bir ayrılıktan sonra, insan merak ediyor, ayrı düştüğünü... peki ilk adımı atan daha mı zayıf, yoksa "zayıf olduğumu düşünebilir" ihtimalini göze alabilecek kadar mı güçlü...
  • bir şeyi hem deliler gibi isteyip hem de bunun için hiç çaba göstermemek nasıl bir duygudur ki...
  • zaman nedir sorusunun cevabını aramakla geçecek ömrüm anlaşılan...

12 Ağustos 2008

barışarock'ın ardından...




herhangi bir gece yarısı
ankara tren garı'ndan başlayıp
istanbul haydarpaşa'ya doğru giden tren
içimde tuhaf bir duyguya sebep oluyordu,
geride iyi ve kötü birşeyleri bıraktığım duygusu,

önümde ise güzel birşeylerin beni beklediği duygusu



... istanbul ...
... anlatılamayacak kadar zor ...
... seyri doyumsuz güzellikte ...
... bir şehir ...



... change of plans ...

dembedem... suf-i müziğinin keşfi harikaydı...
gevende... canlı dinleyebilmek müthiş haz verici bir duygu...
change of plans... performansını ve reklamdan uzak duruşunu çok beğendiğim...

14 Temmuz 2008

yapa.y.alnız



hüzünlüyüm...

yine bir hüzün kapladı içimi...
canım hiç birşey yapmak istemiyor...
yoruluyorum herşeyden...
sanki herşey beni daha çabuk üzmeye başladı...
hiç birşeye gücüm yokmuş gibi hissediyorum kendimi...

üzgünüm...

mutlu olmak bile üzüyor beni...
haketmiyorum mutlu olmayı...
en hareketli müzikler bile ben de hüzne sebep oluyor...
garibim yine bugünlerde...
kendimi anlamakta zorlanıyorum...

özlüyorum...

herşeye büyük bir özlemle sarılıyorum...
ona ulaştığım anda o özlemimin biteceğini bildiğim halde...
yine de özlemime kavuşmak için can atıyorum...

ağlayamıyorum...

saatlerce ağlamak istiyorum...
yorgunluktan bitkin düşene kadar...
çıldırına kadar...
ama ağlayamıyorum...

uzanmak istiyorum...

boylu boyunca, uzanıp sere serpe...
gözlerimi kapatmak ve düşler kurmak...
sevdiğim ve özlediğim şeyler hemen yanıbaşımdalar gibi...
ve hiç ayrılmayacağım gibi onlardan...

düşündükçe farkediyorum...
ne acıklı bunları söylemek ama...
galiba...
ben yapayalnızım...
kalabalıklar içinde...
sanki birşeyleri kaybetmiş de...
onları arayıp duran...
ve hiç bulamayacak olan...

28 Haziran 2008

...


ayrılık, fena bir duygu...
anlayamamak,
çözememek,
kavrayamamak,
acıklı...

gariptir;
bazen hiç unutamayacağımı düşünüyorum,
bazen de aklıma bile gelmiyor...

üzülmek te garip...
neye üzülüyorum?
sevdiği halde gitmesine mi,
yoksa,
sadece gitmesine mi?

acaba birini kendin için değil de,
sadece, o birisi için sevebilir misin?

25 Haziran 2008

kar-ar-sızlık...

en kötü karar kararsızlıktan iyiymiş... belki haklıdırlar, belki de yanılıyorlar... ama bunu söylerken herkes o kadar emin ki, o çok garip...

20 Haziran 2008

ychorus.blogspot.com


size ychorus isimli bir blog sitesi tanıtmak istiyorum...

tavsiye edilenler kısmının (şimdilik) ilk ve tek öğesi olan ychorus'da çok güzel albümlerin bulunmasi bir yana, ayni zamanda radyo özelliğinin bulunması sebebiyle, haftanın belli günleri hoş bir sohbet ve harika müziklerle güzel vakit geçirebiliyorsunuz...

bloga hergün yeni birşeyler yükleyerek, gruplarla ve kişilerle tanışmamı-zı sağlayan ( ve ayrıca harddisklerimizin artık yetersiz kalmasına sebep olan :=) ) tolgaya buradan teşekkürlerimi yinelemek isterim...

çoğunluğu indie tarzında olan müzikleri ve özellikle piyasada pek bulunmayan underground tarzı albümleri rahatlıkla bulabilrisiniz... hatta albümü henüz çıkmamış olan grupları, bunların demo kayıtlarını, vb. müzik marketlerde kesinlikle bulamayacağınız birçok sürprizle de tanışabilirsiniz...

hergün düzenli takip eden kişi sayısı artıyor... dünyanın her yerinden takip edeni de cabası... müzikle ilgileniyorsanız, kesinlikle bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim...

19 Haziran 2008

Bu Sevgidir

Bu Sevgidir

Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir.
Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

Özdemir Asaf.